SORUN ŞİDDET VE SALDIRGANLIKSA
ÇÖZÜM PARMAĞINIZIN UCUNDA!...
 

     Son günlerde sürekli gündemde olan konulardan biri de okullarda artan şiddet olaylarıdır. Herhangi bir okulda meydana gelen, büyük ya da küçük boyutlu bir şiddet olayı, TV kanallarında tekrar tekrar gösterilerek belki de olayın kendisinden daha fazla  zarar veriyor toplumumuza ve çocuklarımıza.

      Toplumsal değerlerimizin sorgulandığı, hızlı değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlere ayak uydurabilmek için nelerden ödün verildiği tartışılıyor birçok ortamda. Bu konuyla ilgili yazıların, araştırma sonuçlarının birçoğunda ise teknolojinin doğru kullanılıp kullanılmadığı sorgulanıyor. Cep telefonunun çocukların elinde oyuncak gibi  kullanılması, sohbet ortamlarında kişilerin, sohbet etmek yerine bir başka kişiyle mesajlaşması, iletişimi kolaylaştırmak adına icat edilmiş cep telefonu, iletişimi baltalayan hatta yok eden bir boyuta taşıyor. Televizyon ve bilgisayarı da bu boyuta taşıyan aynı şey. Doğru kişilerin elinde, doğru zamanlarda ve doğru amaçlar için kullanıldıklarında haberleşme, bilgiye ulaşma,  eğlenme ve aklınıza gelen birçok alanda yüzümüzü güldüren bu teknoloji ürünleri, son zamanlarda gözü yaşlı annelerin artmasına, chat yüzünden ailelerin parçalanmasına, gencecik beyinlerin şiddet sahneleri ile yıkılmasına ve hiç de  hazır olmadıkları bilgi ve görüntülerle çok erken bir dönemde karşı karşıya kalmalarına neden olmaktadır.

     Şiddet ve saldırganlığın insanların doğasında mı olduğu yoksa sonradan öğrenilen bir davranış mı olduğu konusunda sayısız araştırma var. Bunların bir kısmı, yaşamın erken dönemlerinden başlayarak çocukların bu tür davranışları öğrendiğini, bir kısım araştırmacılar da şiddet ve saldırganlığın insan doğasında zaten var olan içgüdülerimiz ve dürtülerimizde bulunduğunu; rahatsız edildiğimizde ya da zorlandığımız bir durumla karşılaştığımızda, saldırıya uğradığımızı hissettiğimizde ortaya çıktığını savunuyorlar. Her ikisi de doğru aslında. Ama ister doğuştan olsun ister sonradan öğrenilsin, çocukların duygularını şiddet kullanmadan ifade edebilecekleri daha birçok farklı yol vardır. Bu yolların öğrenilmesinde, çocukların içine doğdukları ve birlikte yaşarken kişiliklerini şekillendirdikleri ailelerinin katkısı tartışılmaz.

     Yeni doğan bir çocuk öfkesini ya da isteklerini denetimsizce ağlayarak dışa vurur ve isteği gerçekleşinceye kadar hırçınlığı devam eder.. Hepimiz biliyoruz ki bir davranış ödüllendirildiğinde bu davranışın tekrarlanma olasılığı artacaktır. Saldırgan davranışlar, önemli ölçüde öğrenilmiş davranışlardır. Pekiştirme, saldırganlığın öğrenildiği temel süreçtir. Diğer önemli bir süreç ise taklittir. Özellikle çocukların başkalarını taklit etme eğilimlerinin ne denli güçlü olduğu düşünülürse anne- babaların rolü ortaya  çıkar. Çünkü anne-babalar, çocukları için hem temel pekiştireç kaynakları hem de başlıca taklit modelleridir. İşte bu yüzden çocuğun gelecekteki saldırgan davranışları büyük ölçüde ebeveynlerinin birbirlerine ya da çocuklarına karşı davranışlarıyla ilintilidir.

     Günümüzde neredeyse anne-baba kadar  belki daha da fazla etkin bir öğrenme kaynağı ise televizyondur. Maalesef amacı kendisini daha fazla izletmek olduğu için raiting kaygısıyla, günlük popüler konuları dizilerine, çizgi filmlerine, filmlerine fazlasıyla yansıtan bu araç, programlarında bolca şiddet sahnesi ve cinsel içerikli görüntülere yer vermektedir. Ancak evde oldukları kısıtlı birkaç saatin çoğunu televizyon karşısında geçiren çocuğumuz, karşı karşıya olduğu tehlikenin ayırdına varamayacak kadar saf ve masum, vizyondaki çizgi film ve filmleri izlemektedir. İşinden yorgun argın evine dönen anne-baba,  evde kendisini bekleyen işlerle meşgul olurken çocuklar, boşta kalmakta, televizyon ve bilgisayara daha fazla yönelmekte, farkında olmadan birbirine yumruk atmanın, tekme atmanın hatta silahı alıp yollara düşüp namus için bir kadını, kız kardeşini vurmanın doğru bir şey hatta sıradan bir şey olduğu  düşüncesini içselleştirmekteler. Kontrolsüz ortamlarda, internet cafelerde izlenen cinsel içerikli bir çok görüntü, hem saldırganlığı arttırmakta hem de yanlış ilişkilerin doğru,sıradan olduğu yanılgısına götürebilmektedir çocukları.

     Çocuklar, TV de izledikleri çizgi kahramanları kendilerine model seçiyor, oyunları ile günlük yaşamlarına yansıtıyorlar.

     Yurt dışında ve Türkiye’ de  masum taklitlerin çok dışında çarpıcı ve üzücü örnekler yaşandı. “Inferno” adlı korku filmini izleyen bir genç kız intihar etti. Üsküdar'da televizyondan etkilenen 8 yaşındaki bir ilköğretim okulu öğrencisi, kravatla kendini gardroba astı. Ailesiyle Fransa’da yaşayan 9 yaşındaki Volkan da bir Türk televizyonundan etkilenerek intiharı seçti.
Ancak bu olumsuz  etkiler,  yalnız ölümlere neden olmakla kalmıyor; bu film kahramanlarının şiddet uygulayan  karakterlerini, özellikle çocukların ve gençlerin kendilerine örnek aldığı ve bu nedenle de toplumda şiddetin yayıldığı biliniyor. Bu tip programlar, suçun nasıl işleneceğinin tekniğini de öğretiyor ve yayıyor. Bazı hukukçulara göre 5 yaşındaki bir çocuk, her gün programları seyrederek 15 yaşına geldiğinde 18000 cinsel taciz, saldırı, kavga ve işkence yolu öğrenmiş oluyor.

     Şiddet, saldırganlık, cinsellik içeren programlar, çocuklarda psikolojik sorunlara neden oluyor;  çocukları içine kapanık, kavgacı, istismar ve şiddet eğilimlerine yatkın duruma getiriyor. Çocukların bu tarz filmlerde gördüklerini, okuldaki arkadaşları üzerinde uygulamaya kalktıklarına tanık oluyoruz. Hemen hemen bütün sorunlarını şiddet uygulayarak çözmeye çalıştıklarını görüyoruz. Oynadıkları oyunlarda, çizdikleri resimlerde,  günlük sohbetlerinde izledikleri dizi ve filmlerin etkisini açıkça  görmek mümkün.


Çocuklarınız İçin Yapabilecekleriniz
:

Çocuklarınıza yönelik sevgi ve ilginiz sürekli ve tutarlı olsun:

     Kendini güvende hissedebilmesi ve başkalarına güvenebilmesi için, her çocuğun anne-babasıyla ya da bir yetişkinle güçlü , sevecen bir ilişki, bir "bağ" kurabilmesi gerekir. Kendisine sevgi ve ilgi gösteren bir yetişkinle böyle bir bağ kuramayan bir çocuğun, düşmanlık duyguları içinde gelişmesi ve "zor" bir genç olma olasılığı vardır.

     Bir yetişkin için, bir çocuğa her zaman sevgi gösterebilmek hiç de kolay bir şey değildir. Hatta eğer genç, deneyimsiz ya da çocuğunu tek başına yetiştirmek durumunda kalan bir anne ya da babaysanız…Çocuğunuz hasta ya da özel ihtiyaçları olan özürlü bir çocuksa, bu iş daha da zordur. Eğer çocuğunuzu idare etme konusunda herkesten daha farklı güçlükler yaşıyor ve çok zorlanıyorsanız, bunu çocuğunuzun doktoru ile ya da bir başka hekimle tartışınız.

     Çocukların kendi akıllarının olduğunu unutmamak çok önemlidir. Çocuklarınızın giderek artan bağımsızlık ihtiyaçları ve bu ihtiyacı doyurmaya yönelik davranışları bazen sizleri kızdırabilir, engelleyebilir ya da hayal kırıklığına uğratabilir. Onlara herhangi bir tepki göstermeden önce, durumu çocuğunuzun bakış açısından değerlendirme konusunda göstereceğiniz istek, sizin de kendi duygularınızla baş etmenize ve daha sabırlı davranmanıza yardımcı olur. Çocuklarınıza öfke ve düşmanlık dolu sözler ve davranışlarla tepki vermekten kaçınmak için elinizden geleni yapın.
 

Çocuklarınızı gözetim altında yönlendirin

     Çocuklar kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar cesaretlendirilmek, korunmak ve destek almak için ebeveynlerine ve aile üyelerine muhtaçtırlar. Uygun yönlendirme ve gözetim olmadığı zaman, ihtiyaç duydukları bu rehberlikten yoksun kalacaklardır. Araştırmalar, zamanında ve yapıcı bir yönlendirme almayan çocukların davranış problemleri olduğunu göstermektedir.

     İlk ve orta öğretim  yaşındaki çocuklarınızın, bir yetişkin gözetiminde yapılan  spor faaliyetlerine, eğitim programlarına ya da düzenli ve yapılandırılmış eğlencelere katılmalarını teşvik edin. Değerlerine saygı duyduğunuz kurum, kuruluş ya da bireylerin yönetiminde olan toplumsal programlara kaydettirin.

     Gözetim altında yapılan eğlence faaliyetlerine çocuklarınızla birlikte gitmeye çalışın ve diğer kişilerle ilişkilerini izleyin. Diğer çocukların aşağılayıcı, tehditkar, küfürlü konuşmalarına onun nasıl cevaplar verdiğine; vurma, çarpma davranışları ile öfke ifadelerine nasıl tepki gösterdiğine dikkat edin. Kızgınlık ve öfkenin ifadesi için bu tür davranışların uygun yöntemler olmadığını çocuğunuza anlatın ve benzer biçimde davranmasını engelleyin.
 

Çocuklarınıza uygun davranışları öğretebilmek için kendiniz model olun

     Çocuklar genellikle taklit ederek öğrenirler. Ailelerinin değerleri, tutumları ve davranışlarının onlar üzerindeki etkisi büyüktür. Saygı, dürüstlük, ailemiz ve akrabalarımızla gurur duymak gibi değerler, çocuklarımız için önemli bir güç ve güven kaynağı olabilir. Çocuğunuzun olumsuz arkadaş baskısı altında olduğu, şiddetin yoğun rastlandığı bir ortamda yaşadığı ya da davranış bozuklukları olan öğrencilerle aynı okullara gittiği durumlarda bu değerler özellikle önemlidir.

     Çocukların çoğu, bazen saldırganlaşıp bir başka insana vurabilirler. Bu tür şiddete yatkın davranışların olası tehlikeleri hakkında çocuklarınızla konuşurken kesin olun. Sorunlarını şiddete başvurmadan daha yapıcı yöntemlerle çözmüşse, onu takdir ettiğinizi hemen belirtin ve ödüllendirin. İyi davranışlarına daha fazla dikkat gösterilerek ve takdir edilerek, çocukların bu davranışlarını tekrar etmeleri ve sürdürmeleri sağlanabilir.

     Çocuklarınızın sorunlarını, saldırgan olmayan yöntemlerle çözmelerine yardımcı olabilmek için aşağıdaki önerilerden yararlanabilirsiniz:

     *Sorunlarını onlarla birlikte tartışın.
     *Sorunlarını şiddet kullanarak çözmeye kalkarlarsa, neler olabileceğini sorun.
     *Sorunlarını şiddet kullanmadan çözmeye kalkarlarsa neler olabileceğini sorun.

     Bu tür  "birlikte sesli düşünme" egzersizi, çocuklarınızın şiddete başvurmanın yararlı bir yöntem olmadığını görmelerinde yardımcı olacaktır.

     *Anne-babalar bazen farkında olmadan çocukları şiddet dolu davranışlara teşvik edebilirler. Örneğin bazı ebeveynler, erkek çocuklarının kavga etmeyi öğrenmeleri gerektiğini ileri sürerler. Çocuklarınıza anlaşmazlıklarını, tehdit, yumruk ya da silah kullanarak değil, sakin ve yerinde kullanılan sözcüklerle çözmelerini öğretin.

     *Boş zamanları için yapıcı, şiddet-dışı oyunlar, faaliyetler bulmalarında çocuklarınıza yardımcı olun. Onlara sizin de bir zamanlar hoşlandığınız oyunları, spor faaliyetlerini, hobileri öğreterek, kendi beceri ve yeteneklerini geliştirmelerinde destek olun. Küçük çocuklarınıza öyküler okuyun, daha büyüklerini kütüphanelere götürün ya da akrabalarınız arasından değer verdiğiniz, hayran olduğunuz, çevresi ve diğer insanlar için bir şeyler yapmış olanların hayat hikayelerini anlatın.
 

Çocuklarınıza vurmayın!

     Çocuklarınıza ceza vermek için onları itmek, kakmak, tokatlamak, vurmak ya da dayak atmak gibi davranışlar, onlara sorunlarını iterek, kakarak, vurup, çarparak çözmenin uygun olacağı; ceza vermeleri gerektiğinde onların da benzer şekilde cezalar verebilecekleri mesajını vermektedir.

     Fiziksel cezalar, istenmeyen davranışları ancak belli bir süre için durdurabildiği, hatta çocukların çok sert cezalara bile uyum gösterebildiği, bu nedenle de cezanın hiç bir etkisinin kalmadığı bilinmektedir.

     Oysa ki fiziksel olmayan disiplin yöntemleri, çocukların duygularıyla daha kolay başa çıkmalarına yardımcı olmakta; sorunlarını şiddet dışı yöntemlerle çözebilecekleri yolları öğretmektedir. Aşağıda bazı öneriler bulacaksınız:

     *Çocuğunuzun her yaşı için bir dakika sürecek şekilde, sesini çıkarmadan bir köşede oturmasını isteyebilirsiniz. (Bu yöntem çok küçük çocuklarla kullanılamaz)

     *Bazı izinlerini ya da harçlığını geri alabilirsiniz

     *Arkadaşları ile çıkmasına ya da bazı okul-toplum etkinliklerine katılmasına izin vermeyebilir; evden dışarı çıkarmayabilirsiniz. (Bu ceza daha çok büyük yaştaki çocuklar ve ergenler için uygundur.)

     *Harçlığından kesme, önceden verilmiş izinlerin geri alınması ya da evden dışarı çıkarmama gibi cezaların, tutarlılıkla ve kısa süreler için uygulanması daha uygundur.

     *Çocukların hata yaptıkları zaman, bu hatalarını düzeltebileceklerine inanmaları gerekir. Hatalardan nasıl ders çıkarılabileceğini onlara öğretiniz. Hatalarını bulmalarına, gelecekte benzer hataları yapmaktan nasıl kaçınabileceklerini anlamalarına yardımcı olunuz.

     Bu tür durumlarda çocuklarınızı aşağılamamanız, utandırmamanız özellikle önemlidir. Çocuklarınızın her zaman için sizin sevginizi ve saygınızı hissetmeye gereksinmeleri vardır.

     *Davranış değiştirme yöntemlerinden biri de hatalı davranışları cezalandırmak yerine, olumlu davranışları ödüllendirmektir. Takdir etme, ilgi, şefkat göstermenin en etkili ödüller olduğunu unutmayın.
 

Kurallarınız ve disiplin yöntemleriniz konusunda tutarlı olun

     Bir kural koyduysanız onu uygulayın ve vazgeçmeyin. Çocukların kendilerinden hangi davranışların beklendiği konusunda, açıklığa ve belirginliğe ihtiyaçları vardır. Oluşturduğunuz bir kuralın yerine getirilmesi konusunda gelişigüzel biçimde davranırsanız, bu sadece çocuklarınızın kafasını karıştıracak ve "kaçamak yollar" aramalarına yol açacaktır.

     Kurallarınızı oluştururken olanaklar ölçüsünde çocuklarınızın da katılımlarını sağlamaya çalışın. Neyi beklediğinizi ve kurallara uyulmadığı zaman ne tür sonuçlarla karşılaşacaklarını açıklayın. Böyle bir yaklaşım, onların hem kendileri hem de çevrelerindeki insanlar için en iyi olanı elde edebilmeleri amacıyla, neler yapmaları gerektiğini öğrenmelerini sağlayacaktır.

 
Çocuklarınızın ateşli silahlara ulaşamayacaklarından emin olun

     Eğer evinizde tabanca ya da tüfek varsa, içini boşaltıp kurşunları ve silahları ayrı ayrı yerlerde, kilitli dolaplarda saklayın. Doldurulmamış bile olsalar, bu silahları asla çocuklarınızın bulabilecekleri yerlerde saklamayın.

     Üzerinizde asla tabanca ya da öldürücü bir silah taşımayın. Silah taşımanın çocuklara verdiği mesaj, sorunların silahla çözülebileceğidir.
 

Çocuklarınızın çevrenizde ya da evinizde şiddet görmelerini önlemeye çalışın

     Evdeki şiddet, çocuklar için korkutucu ve zararlıdır. Çocukların korku duymadan, sevgi içinde yaşayabilecekleri güvenli bir aile ortamına  ihtiyaçları vardır. Evinde şiddete tanık olan çocukların, ileride mutlaka şiddet gösterecekleri söylenemese de karşılaştıkları sorunları şiddete başvurarak çözmeye "yatkın" olacakları söylenebilir.

     Evinizi şiddetten uzak, güvenli bir yer haline getirmek için elinizden geleni yapın ve kardeşler arasındaki şiddet içeren davranışları kesinlikle engelleyin. Anne- baba arasındaki düşmanlık ve saldırganlık dolu kavgaların da çocukları çok korkutacağını ve onlar için kötü örnekler oluşturacağını unutmayın.
 

Çocuklarınızın medyadaki şiddete çok fazla maruz kalmalarını önlemeye çalışın

     Televizyonda, sinemada ya da bilgisayar oyunlarında çok fazla şiddet izlemenin de çocuklarda saldırgan davranışlara yol açtığı bilinmektedir. Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun izlediklerini kontrol altında tutabilirsiniz. Aşağıda bazı öneriler bulacaksınız:

     *Televizyon izlemeyi, günde bir ya da iki saat ile sınırlayın.

     *Çocuklarınızın hangi televizyon programlarını izlediklerini, hangi filmlere gittiklerini ve hangi tür bilgisayar oyunlarını oynadıklarını bilin.

     *Televizyon programlarında, sinemalarda ve bilgisayar filmlerinde izledikleri şiddet hakkında onlarla konuşun. Bu tür davranışların gerçek hayatta ne kadar acı verici olduklarını ve ne tür ciddi sorunlara yol açabileceklerini anlamalarını sağlayın.

     *Sorunların şiddet kullanmadan nasıl çözülebileceğini onlarla tartışın


Çocuklarınıza şiddete karşı olmalarını öğretin

     Şiddete karşı davranışlar sergiledikleri her ortamda çocuklarınızı destekleyin ve ödüllendirin. Arkadaşlarından birinin diğerine vurduğu, küfrettiği, tehdit ettiği durumlarda çocuğunuza sakin ama kesin sözcüklerle nasıl tepki gösterebileceklerini öğretin. Şiddete karşı durmanın ve direnç göstermenin, daha fazla cesaret gerektirdiğini anlatın.

     Çocuklarınızın farklı yörelerden, farklı aile yapılarından gelen kişilerle geçinmelerine, onları kabullenmelerine yardımcı olun. İnsanları sadece farklı oldukları için eleştirmenin ve etiketlemenin acı verici, incitici olduğunu öğretin ve kesinlikle bu tür davranışlara izin verilmeyeceğini anlamalarını sağlayın. Şiddeti başlatan ya da cesaretlendiren sözcükleri kullanmanın ya da şiddet dolu davranışları sessizce seyretmenin, yanlış ve zararlı olduğunu anlatın. Tehditlerin ve itip kakmanın şiddeti körükleyen davranışlar olduğu konusunda kendilerini uyarın.
 

Yetişkinler için ekstra öneriler

     Ailenizle, arkadaşlarınızla, çevrenizdekilerle yakın olun ve onlarla ilgilenin. Arkadaşlardan oluşan bir grup, sizin hoş zaman geçirmenize katkıda bulunabileceği gibi, zor zamanlarınızda destek vererek, yardım iletebilir. Çocuklarınızı büyütürken stresi ve yalnızlığı azaltmak çok yararlı olacaktır.

     Çevrenizle ilişkiye geçin, komşularınızı tanıyın. Öldürücü silahların komşu evlerde de bulundurulmamasını sağlayın. Suçu ve şiddeti azaltmaya yönelik sivil toplum girişimlerine gönüllü olun. Çevrenizde bu tip programlar yoksa, siz başlatın.

     Seçtiğiniz milletvekillerinin ve belediye görevlilerinin şiddet konusundaki hassasiyetinizi bilmelerini ve konuyla ilişkili önlemleri almalarını sağlayın. Baskı grupları oluşturun. Şiddet içeren programlar sunan televizyon kanallarına tepkinizi iletin, onlara reklam veren ya da sponsor olan şirketler hakkında şikayetlerde bulunun.

     Çocuklarınızın çevrenizdeki "çevre temizliği", "ağaç dikme", vb. etkinliklere katılmalarını ve içinde yaşadıkları toplumla bütünleşip, onunla gurur duymalarını sağlayın. Bu tür gruplar, bir yandan çevrenizi daha "yaşanır" ve güvenli bir hale getirirken, diğer  yandan  çocuklarınızın güvenli, yararlı ve ödüllendirici etkinlikler içinde hoş zaman geçirmelerine yardımcı olur.
 

Potansiyel tehlike işaretleri

     Çocukları aşağıdaki belirtileri gösteren ebeveynler, bu konuları profesyonel bir kişiyle görüşmeli ve çocuklarını anlamaya çalışmalıdırlar.
 

Bebekler ve okul-öncesi çocuklarda gözlenen tehlike işaretleri

     =Bir gün içinde çok sık olarak ortaya çıkan, 15 dakikadan daha uzun süren ve ebeveynler, bakıcılar ya da diğer aile üyeleri tarafından sakinleştirilemeyen öfke nöbetleri,
   
=Nedeni olmadan çok sık ortaya çıkan saldırganlık patlamaları,
   
=Çocuğunuzun aşırı aktif, kontrolsüz ve korkusuz olması,
   
=Yetişkinleri ve kuralları hiçe sayması,
   
=Ebeveynlerine yönelik bağlılık davranışlarını göstermemesi, yabancı yerlerde onları aradığını, onların yakınında olmak istediğini gösteren davranışları sergilememesi,
   
=Televizyonda sıklıkla şiddet içeren programlar araması, şiddet teması olan oyunlara girmesi, diğer çocuklara yönelik hain davranışlarda bulunması.
 

Okula giden çocuklarla ilişkili tehlike işaretleri

    =Dikkat ve konsantrasyon sorunlarının olması,
   
=Sınıf aktivitelerinde "oyun bozan davranışlar" göstermesi,
   
=Okulda başarısız olması,
   
=Okulda diğer çocuklarla sık sık kavga etmesi,
   
=Hayal kırıklıkları, eleştiriler ve alaylara, yoğun öfke patlamaları, suçlamalar ya da intikam temalı davranışlarla tepki göstermesi,
   
=Televizyonda çok sayıda şiddet içerikli program seyretmesi, bu tür filmlere gitmesi ve bu tür bilgisayar oyunları oynaması.
   
=Çok az sayıda arkadaş sahibi olması, davranışları yüzünden arkadaşları tarafından dışlanması,
    
= Saldırgan, kural dinlemez olduğu bilinen çocuklarla arkadaşlık kurması.