|
Son günlerde sürekli gündemde olan konulardan biri de okullarda artan
şiddet olaylarıdır. Herhangi bir okulda meydana gelen, büyük ya da
küçük boyutlu bir şiddet olayı, TV kanallarında tekrar tekrar
gösterilerek belki de olayın kendisinden daha fazla zarar veriyor
toplumumuza ve çocuklarımıza.
Toplumsal değerlerimizin sorgulandığı, hızlı
değişimlerin yaşandığı ve bu değişimlere ayak uydurabilmek için
nelerden ödün verildiği tartışılıyor birçok ortamda. Bu konuyla ilgili
yazıların, araştırma sonuçlarının birçoğunda ise teknolojinin doğru
kullanılıp kullanılmadığı sorgulanıyor. Cep telefonunun çocukların
elinde oyuncak gibi kullanılması, sohbet ortamlarında kişilerin,
sohbet etmek yerine bir başka kişiyle mesajlaşması, iletişimi
kolaylaştırmak adına icat edilmiş cep telefonu, iletişimi baltalayan
hatta yok eden bir boyuta taşıyor. Televizyon ve bilgisayarı da bu
boyuta taşıyan aynı şey. Doğru kişilerin elinde, doğru zamanlarda ve
doğru amaçlar için kullanıldıklarında haberleşme, bilgiye ulaşma,
eğlenme ve aklınıza gelen birçok alanda yüzümüzü güldüren bu
teknoloji ürünleri, son zamanlarda gözü yaşlı annelerin artmasına,
chat yüzünden ailelerin parçalanmasına, gencecik beyinlerin şiddet
sahneleri ile yıkılmasına ve hiç de hazır olmadıkları bilgi ve
görüntülerle çok erken bir dönemde karşı karşıya kalmalarına neden
olmaktadır.
Şiddet ve saldırganlığın insanların doğasında mı olduğu
yoksa sonradan öğrenilen bir davranış mı olduğu konusunda sayısız
araştırma var. Bunların bir kısmı, yaşamın erken dönemlerinden
başlayarak çocukların bu tür davranışları öğrendiğini, bir kısım
araştırmacılar da şiddet ve saldırganlığın insan doğasında zaten var
olan içgüdülerimiz ve dürtülerimizde bulunduğunu; rahatsız
edildiğimizde ya da zorlandığımız bir durumla karşılaştığımızda,
saldırıya uğradığımızı hissettiğimizde ortaya çıktığını savunuyorlar.
Her ikisi de doğru aslında. Ama ister doğuştan olsun ister sonradan
öğrenilsin, çocukların duygularını şiddet kullanmadan ifade
edebilecekleri daha birçok farklı yol vardır. Bu yolların
öğrenilmesinde, çocukların içine doğdukları ve birlikte yaşarken
kişiliklerini şekillendirdikleri ailelerinin katkısı tartışılmaz.
Yeni doğan bir çocuk öfkesini ya da isteklerini
denetimsizce ağlayarak dışa vurur ve isteği gerçekleşinceye kadar
hırçınlığı devam eder.. Hepimiz biliyoruz ki bir davranış
ödüllendirildiğinde bu davranışın tekrarlanma olasılığı artacaktır.
Saldırgan davranışlar, önemli ölçüde öğrenilmiş davranışlardır.
Pekiştirme, saldırganlığın öğrenildiği temel süreçtir. Diğer önemli
bir süreç ise taklittir. Özellikle çocukların başkalarını taklit etme
eğilimlerinin ne denli güçlü olduğu düşünülürse anne- babaların rolü
ortaya çıkar. Çünkü anne-babalar, çocukları için hem temel pekiştireç
kaynakları hem de başlıca taklit modelleridir. İşte bu yüzden çocuğun
gelecekteki saldırgan davranışları büyük ölçüde ebeveynlerinin
birbirlerine ya da çocuklarına karşı davranışlarıyla ilintilidir.
Günümüzde neredeyse anne-baba kadar belki daha da
fazla etkin bir öğrenme kaynağı ise televizyondur. Maalesef amacı
kendisini daha fazla izletmek olduğu için raiting kaygısıyla, günlük
popüler konuları dizilerine, çizgi filmlerine, filmlerine fazlasıyla
yansıtan bu araç, programlarında bolca şiddet sahnesi ve cinsel
içerikli görüntülere yer vermektedir. Ancak evde oldukları kısıtlı
birkaç saatin çoğunu televizyon karşısında geçiren çocuğumuz, karşı
karşıya olduğu tehlikenin ayırdına varamayacak kadar saf ve masum,
vizyondaki çizgi film ve filmleri izlemektedir. İşinden yorgun argın
evine dönen anne-baba, evde kendisini bekleyen işlerle meşgul olurken
çocuklar, boşta kalmakta, televizyon ve bilgisayara daha fazla
yönelmekte, farkında olmadan birbirine yumruk atmanın, tekme atmanın
hatta silahı alıp yollara düşüp namus için bir kadını, kız kardeşini
vurmanın doğru bir şey hatta sıradan bir şey olduğu düşüncesini
içselleştirmekteler. Kontrolsüz ortamlarda, internet cafelerde izlenen
cinsel içerikli bir çok görüntü, hem saldırganlığı arttırmakta hem de
yanlış ilişkilerin doğru,sıradan olduğu yanılgısına götürebilmektedir
çocukları.
Çocuklar, TV de izledikleri çizgi kahramanları
kendilerine model seçiyor, oyunları ile günlük yaşamlarına
yansıtıyorlar.
Yurt dışında ve Türkiye’ de masum taklitlerin çok
dışında çarpıcı ve üzücü örnekler yaşandı. “Inferno” adlı korku
filmini izleyen bir genç kız intihar etti. Üsküdar'da televizyondan
etkilenen 8 yaşındaki bir ilköğretim okulu öğrencisi, kravatla kendini
gardroba astı. Ailesiyle Fransa’da yaşayan 9 yaşındaki Volkan da bir
Türk televizyonundan etkilenerek intiharı seçti.
Ancak bu olumsuz etkiler, yalnız ölümlere neden olmakla kalmıyor; bu
film kahramanlarının şiddet uygulayan karakterlerini, özellikle
çocukların ve gençlerin kendilerine örnek aldığı ve bu nedenle de
toplumda şiddetin yayıldığı biliniyor. Bu tip programlar, suçun nasıl
işleneceğinin tekniğini de öğretiyor ve yayıyor. Bazı hukukçulara göre
5 yaşındaki bir çocuk, her gün programları seyrederek 15 yaşına
geldiğinde 18000 cinsel taciz, saldırı, kavga ve işkence yolu öğrenmiş
oluyor.
Şiddet, saldırganlık, cinsellik içeren programlar, çocuklarda
psikolojik sorunlara neden oluyor; çocukları içine kapanık, kavgacı,
istismar ve şiddet eğilimlerine yatkın duruma getiriyor. Çocukların bu
tarz filmlerde gördüklerini, okuldaki arkadaşları üzerinde uygulamaya
kalktıklarına tanık oluyoruz. Hemen hemen bütün sorunlarını şiddet
uygulayarak çözmeye çalıştıklarını görüyoruz. Oynadıkları oyunlarda,
çizdikleri resimlerde, günlük sohbetlerinde izledikleri dizi ve
filmlerin etkisini açıkça görmek mümkün.
Çocuklarınız İçin Yapabilecekleriniz:
Çocuklarınıza
yönelik sevgi ve ilginiz sürekli ve tutarlı olsun:
Kendini güvende hissedebilmesi ve başkalarına güvenebilmesi için, her
çocuğun anne-babasıyla ya da bir yetişkinle güçlü , sevecen bir
ilişki, bir "bağ" kurabilmesi gerekir. Kendisine sevgi ve ilgi
gösteren bir yetişkinle böyle bir bağ kuramayan bir çocuğun, düşmanlık
duyguları içinde gelişmesi ve "zor" bir genç olma olasılığı vardır.
Bir yetişkin için, bir çocuğa her zaman sevgi
gösterebilmek hiç de kolay bir şey değildir. Hatta eğer genç,
deneyimsiz ya da çocuğunu tek başına yetiştirmek durumunda kalan bir
anne ya da babaysanız…Çocuğunuz hasta ya da özel ihtiyaçları olan
özürlü bir çocuksa, bu iş daha da zordur. Eğer çocuğunuzu idare etme
konusunda herkesten daha farklı güçlükler yaşıyor ve çok
zorlanıyorsanız, bunu çocuğunuzun doktoru ile ya da bir başka hekimle
tartışınız.
Çocukların kendi akıllarının olduğunu unutmamak çok
önemlidir. Çocuklarınızın giderek artan bağımsızlık ihtiyaçları ve bu
ihtiyacı doyurmaya yönelik davranışları bazen sizleri kızdırabilir,
engelleyebilir ya da hayal kırıklığına uğratabilir. Onlara herhangi
bir tepki göstermeden önce, durumu çocuğunuzun bakış açısından
değerlendirme konusunda göstereceğiniz istek, sizin de kendi
duygularınızla baş etmenize ve daha sabırlı davranmanıza yardımcı
olur. Çocuklarınıza öfke ve düşmanlık dolu sözler ve davranışlarla
tepki vermekten kaçınmak için elinizden geleni yapın.
Çocuklarınızı
gözetim altında yönlendirin
Çocuklar kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar cesaretlendirilmek,
korunmak ve destek almak için ebeveynlerine ve aile üyelerine
muhtaçtırlar. Uygun yönlendirme ve gözetim olmadığı zaman, ihtiyaç
duydukları bu rehberlikten yoksun kalacaklardır. Araştırmalar,
zamanında ve yapıcı bir yönlendirme almayan çocukların davranış
problemleri olduğunu göstermektedir.
İlk ve orta öğretim yaşındaki çocuklarınızın, bir
yetişkin gözetiminde yapılan spor faaliyetlerine, eğitim
programlarına ya da düzenli ve yapılandırılmış eğlencelere
katılmalarını teşvik edin. Değerlerine saygı duyduğunuz kurum, kuruluş
ya da bireylerin yönetiminde olan toplumsal programlara kaydettirin.
Gözetim altında yapılan eğlence faaliyetlerine
çocuklarınızla birlikte gitmeye çalışın ve diğer kişilerle
ilişkilerini izleyin. Diğer çocukların aşağılayıcı, tehditkar, küfürlü
konuşmalarına onun nasıl cevaplar verdiğine; vurma, çarpma
davranışları ile öfke ifadelerine nasıl tepki gösterdiğine dikkat
edin. Kızgınlık ve öfkenin ifadesi için bu tür davranışların uygun
yöntemler olmadığını çocuğunuza anlatın ve benzer biçimde davranmasını
engelleyin.
Çocuklarınıza
uygun davranışları öğretebilmek için kendiniz model olun
Çocuklar genellikle taklit ederek öğrenirler. Ailelerinin değerleri,
tutumları ve davranışlarının onlar üzerindeki etkisi büyüktür. Saygı,
dürüstlük, ailemiz ve akrabalarımızla gurur duymak gibi değerler,
çocuklarımız için önemli bir güç ve güven kaynağı olabilir.
Çocuğunuzun olumsuz arkadaş baskısı altında olduğu, şiddetin yoğun
rastlandığı bir ortamda yaşadığı ya da davranış bozuklukları olan
öğrencilerle aynı okullara gittiği durumlarda bu değerler özellikle
önemlidir.
Çocukların çoğu, bazen saldırganlaşıp bir başka insana
vurabilirler. Bu tür şiddete yatkın davranışların olası tehlikeleri
hakkında çocuklarınızla konuşurken kesin olun. Sorunlarını şiddete
başvurmadan daha yapıcı yöntemlerle çözmüşse, onu takdir ettiğinizi
hemen belirtin ve ödüllendirin. İyi davranışlarına daha fazla dikkat
gösterilerek ve takdir edilerek, çocukların bu davranışlarını tekrar
etmeleri ve sürdürmeleri sağlanabilir.
Çocuklarınızın sorunlarını, saldırgan olmayan yöntemlerle çözmelerine
yardımcı olabilmek için aşağıdaki önerilerden yararlanabilirsiniz:
*Sorunlarını onlarla birlikte tartışın.
*Sorunlarını şiddet kullanarak çözmeye kalkarlarsa,
neler olabileceğini sorun.
*Sorunlarını şiddet kullanmadan çözmeye kalkarlarsa
neler olabileceğini sorun.
Bu tür "birlikte sesli düşünme" egzersizi, çocuklarınızın şiddete
başvurmanın yararlı bir yöntem olmadığını görmelerinde yardımcı
olacaktır.
*Anne-babalar bazen farkında olmadan çocukları şiddet dolu
davranışlara teşvik edebilirler. Örneğin bazı ebeveynler, erkek
çocuklarının kavga etmeyi öğrenmeleri gerektiğini ileri sürerler.
Çocuklarınıza anlaşmazlıklarını, tehdit, yumruk ya da silah kullanarak
değil, sakin ve yerinde kullanılan sözcüklerle çözmelerini öğretin.
*Boş zamanları için yapıcı, şiddet-dışı oyunlar,
faaliyetler bulmalarında çocuklarınıza yardımcı olun. Onlara sizin de
bir zamanlar hoşlandığınız oyunları, spor faaliyetlerini, hobileri
öğreterek, kendi beceri ve yeteneklerini geliştirmelerinde destek
olun. Küçük çocuklarınıza öyküler okuyun, daha büyüklerini
kütüphanelere götürün ya da akrabalarınız arasından değer verdiğiniz,
hayran olduğunuz, çevresi ve diğer insanlar için bir şeyler yapmış
olanların hayat hikayelerini anlatın.
Çocuklarınıza
vurmayın!
Çocuklarınıza ceza
vermek için onları itmek, kakmak, tokatlamak, vurmak ya da dayak atmak
gibi davranışlar, onlara sorunlarını iterek, kakarak, vurup, çarparak
çözmenin uygun olacağı; ceza vermeleri gerektiğinde onların da benzer
şekilde cezalar verebilecekleri mesajını vermektedir.
Fiziksel cezalar, istenmeyen davranışları ancak belli
bir süre için durdurabildiği, hatta çocukların çok sert cezalara bile
uyum gösterebildiği, bu nedenle de cezanın hiç bir etkisinin kalmadığı
bilinmektedir.
Oysa ki fiziksel olmayan disiplin yöntemleri,
çocukların duygularıyla daha kolay başa çıkmalarına yardımcı olmakta;
sorunlarını şiddet dışı yöntemlerle çözebilecekleri yolları
öğretmektedir. Aşağıda bazı öneriler bulacaksınız:
*Çocuğunuzun her yaşı için bir dakika sürecek şekilde, sesini
çıkarmadan bir köşede oturmasını isteyebilirsiniz. (Bu yöntem çok
küçük çocuklarla kullanılamaz)
*Bazı izinlerini ya da harçlığını geri alabilirsiniz
*Arkadaşları ile çıkmasına ya da bazı okul-toplum etkinliklerine
katılmasına izin vermeyebilir; evden dışarı çıkarmayabilirsiniz. (Bu
ceza daha çok büyük yaştaki çocuklar ve ergenler için uygundur.)
*Harçlığından kesme, önceden verilmiş izinlerin geri alınması ya da
evden dışarı çıkarmama gibi cezaların, tutarlılıkla ve kısa süreler
için uygulanması daha uygundur.
*Çocukların hata yaptıkları zaman, bu hatalarını düzeltebileceklerine
inanmaları gerekir. Hatalardan nasıl ders çıkarılabileceğini onlara
öğretiniz. Hatalarını bulmalarına, gelecekte benzer hataları yapmaktan
nasıl kaçınabileceklerini anlamalarına yardımcı olunuz.
Bu tür durumlarda çocuklarınızı aşağılamamanız, utandırmamanız
özellikle önemlidir. Çocuklarınızın her zaman için sizin sevginizi ve
saygınızı hissetmeye gereksinmeleri vardır.
*Davranış değiştirme yöntemlerinden biri de hatalı davranışları
cezalandırmak yerine, olumlu davranışları ödüllendirmektir. Takdir
etme, ilgi, şefkat göstermenin en etkili ödüller olduğunu unutmayın.
Kurallarınız ve
disiplin yöntemleriniz konusunda tutarlı olun
Bir kural koyduysanız onu uygulayın ve vazgeçmeyin. Çocukların
kendilerinden hangi davranışların beklendiği konusunda, açıklığa ve
belirginliğe ihtiyaçları vardır. Oluşturduğunuz bir kuralın yerine
getirilmesi konusunda gelişigüzel biçimde davranırsanız, bu sadece
çocuklarınızın kafasını karıştıracak ve "kaçamak yollar" aramalarına
yol açacaktır.
Kurallarınızı oluştururken olanaklar ölçüsünde
çocuklarınızın da katılımlarını sağlamaya çalışın. Neyi beklediğinizi
ve kurallara uyulmadığı zaman ne tür sonuçlarla karşılaşacaklarını
açıklayın. Böyle bir yaklaşım, onların hem kendileri hem de
çevrelerindeki insanlar için en iyi olanı elde edebilmeleri amacıyla,
neler yapmaları gerektiğini öğrenmelerini sağlayacaktır.
Çocuklarınızın ateşli silahlara ulaşamayacaklarından emin olun
Eğer evinizde tabanca ya da tüfek varsa, içini boşaltıp kurşunları ve
silahları ayrı ayrı yerlerde, kilitli dolaplarda saklayın.
Doldurulmamış bile olsalar, bu silahları asla çocuklarınızın
bulabilecekleri yerlerde saklamayın.
Üzerinizde asla tabanca ya da öldürücü bir silah
taşımayın. Silah taşımanın çocuklara verdiği mesaj, sorunların silahla
çözülebileceğidir.
Çocuklarınızın
çevrenizde ya da evinizde şiddet görmelerini önlemeye çalışın
Evdeki şiddet, çocuklar için korkutucu ve zararlıdır. Çocukların korku
duymadan, sevgi içinde yaşayabilecekleri güvenli bir aile ortamına
ihtiyaçları vardır. Evinde şiddete tanık olan çocukların, ileride
mutlaka şiddet gösterecekleri söylenemese de karşılaştıkları sorunları
şiddete başvurarak çözmeye "yatkın" olacakları söylenebilir.
Evinizi şiddetten uzak, güvenli bir yer haline getirmek
için elinizden geleni yapın ve kardeşler arasındaki şiddet içeren
davranışları kesinlikle engelleyin. Anne- baba arasındaki düşmanlık ve
saldırganlık dolu kavgaların da çocukları çok korkutacağını ve onlar
için kötü örnekler oluşturacağını unutmayın.
Çocuklarınızın
medyadaki şiddete çok fazla maruz kalmalarını önlemeye çalışın
Televizyonda, sinemada ya da bilgisayar oyunlarında çok fazla şiddet
izlemenin de çocuklarda saldırgan davranışlara yol açtığı
bilinmektedir. Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun izlediklerini kontrol
altında tutabilirsiniz. Aşağıda bazı öneriler bulacaksınız:
*Televizyon izlemeyi, günde bir ya da iki saat ile sınırlayın.
*Çocuklarınızın hangi televizyon programlarını izlediklerini, hangi
filmlere gittiklerini ve hangi tür bilgisayar oyunlarını oynadıklarını
bilin.
*Televizyon programlarında, sinemalarda ve bilgisayar filmlerinde
izledikleri şiddet hakkında onlarla konuşun. Bu tür davranışların
gerçek hayatta ne kadar acı verici olduklarını ve ne tür ciddi
sorunlara yol açabileceklerini anlamalarını sağlayın.
*Sorunların şiddet kullanmadan nasıl çözülebileceğini onlarla tartışın
Çocuklarınıza şiddete karşı olmalarını öğretin
Şiddete karşı davranışlar sergiledikleri her ortamda çocuklarınızı
destekleyin ve ödüllendirin. Arkadaşlarından birinin diğerine vurduğu,
küfrettiği, tehdit ettiği durumlarda çocuğunuza sakin ama kesin
sözcüklerle nasıl tepki gösterebileceklerini öğretin. Şiddete karşı
durmanın ve direnç göstermenin, daha fazla cesaret gerektirdiğini
anlatın.
Çocuklarınızın farklı yörelerden, farklı aile
yapılarından gelen kişilerle geçinmelerine, onları kabullenmelerine
yardımcı olun. İnsanları sadece farklı oldukları için eleştirmenin ve
etiketlemenin acı verici, incitici olduğunu öğretin ve kesinlikle bu
tür davranışlara izin verilmeyeceğini anlamalarını sağlayın. Şiddeti
başlatan ya da cesaretlendiren sözcükleri kullanmanın ya da şiddet
dolu davranışları sessizce seyretmenin, yanlış ve zararlı olduğunu
anlatın. Tehditlerin ve itip kakmanın şiddeti körükleyen davranışlar
olduğu konusunda kendilerini uyarın.
Yetişkinler için
ekstra öneriler
Ailenizle, arkadaşlarınızla, çevrenizdekilerle yakın olun ve onlarla
ilgilenin. Arkadaşlardan oluşan bir grup, sizin hoş zaman geçirmenize
katkıda bulunabileceği gibi, zor zamanlarınızda destek vererek, yardım
iletebilir. Çocuklarınızı büyütürken stresi ve yalnızlığı azaltmak çok
yararlı olacaktır.
Çevrenizle ilişkiye geçin, komşularınızı tanıyın.
Öldürücü silahların komşu evlerde de bulundurulmamasını sağlayın. Suçu
ve şiddeti azaltmaya yönelik sivil toplum girişimlerine gönüllü olun.
Çevrenizde bu tip programlar yoksa, siz başlatın.
Seçtiğiniz milletvekillerinin ve belediye
görevlilerinin şiddet konusundaki hassasiyetinizi bilmelerini ve
konuyla ilişkili önlemleri almalarını sağlayın. Baskı grupları
oluşturun. Şiddet içeren programlar sunan televizyon kanallarına
tepkinizi iletin, onlara reklam veren ya da sponsor olan şirketler
hakkında şikayetlerde bulunun.
Çocuklarınızın çevrenizdeki "çevre temizliği", "ağaç
dikme", vb. etkinliklere katılmalarını ve içinde yaşadıkları toplumla
bütünleşip, onunla gurur duymalarını sağlayın. Bu tür gruplar, bir
yandan çevrenizi daha "yaşanır" ve güvenli bir hale getirirken, diğer
yandan çocuklarınızın güvenli, yararlı ve ödüllendirici etkinlikler
içinde hoş zaman geçirmelerine yardımcı olur.
Potansiyel tehlike
işaretleri
Çocukları aşağıdaki belirtileri gösteren ebeveynler, bu konuları
profesyonel bir kişiyle görüşmeli ve çocuklarını anlamaya
çalışmalıdırlar.
Bebekler ve
okul-öncesi çocuklarda gözlenen tehlike işaretleri
=Bir gün içinde çok sık olarak ortaya çıkan, 15 dakikadan daha uzun
süren ve ebeveynler, bakıcılar ya da diğer aile üyeleri tarafından
sakinleştirilemeyen öfke nöbetleri,
=Nedeni
olmadan çok sık ortaya çıkan saldırganlık patlamaları,
=Çocuğunuzun
aşırı aktif, kontrolsüz ve korkusuz olması,
=Yetişkinleri
ve kuralları hiçe sayması,
=Ebeveynlerine
yönelik bağlılık davranışlarını göstermemesi, yabancı yerlerde onları
aradığını, onların yakınında olmak istediğini gösteren davranışları
sergilememesi,
=Televizyonda
sıklıkla şiddet içeren programlar araması, şiddet teması olan oyunlara
girmesi, diğer çocuklara yönelik hain davranışlarda bulunması.
Okula giden
çocuklarla ilişkili tehlike işaretleri
=Dikkat
ve konsantrasyon sorunlarının olması,
=Sınıf aktivitelerinde "oyun bozan davranışlar" göstermesi,
=Okulda
başarısız olması,
=Okulda
diğer çocuklarla sık sık kavga etmesi,
=Hayal kırıklıkları, eleştiriler ve alaylara, yoğun öfke patlamaları,
suçlamalar ya da intikam temalı davranışlarla tepki göstermesi,
=Televizyonda çok sayıda şiddet içerikli program
seyretmesi, bu tür filmlere gitmesi ve bu tür bilgisayar oyunları
oynaması.
=Çok az sayıda arkadaş sahibi olması, davranışları
yüzünden arkadaşları tarafından dışlanması,
= Saldırgan, kural dinlemez olduğu bilinen çocuklarla
arkadaşlık kurması.
|