İYİ TATİLLER !
Yarı yıl tatili başlıyor…
'Okullar açıldı, açılıyor' derken birinci dönemin sonuna geldik….
Ve tabii birinci dönem karneleride geliyor…..
Karne nedir? Kime, ne ifade eder? Mutlaka, karnenin anlamı aile için ve çocuk için çok farklıdır. Aile, çocuklarının devam ettiği eğitim kurumunda özellikle akademik açıdan durumunu öğrenmek isterken, okula yeni başlasın yada, tecrübeli olsun her çocuk için karne = tatil demektir…
Anne ve babanın karneye bakış açısı, ona verdiği anlam çok önemlidir. Bazı aileler karne ile hiç ilgilenmezler. Bu çocukta yaptıklarına hiç değer verilmiyormuş duygusunu yaratır. Çocuklarının başarısını artırmak isteyen yada başarısız olmasını kabullenemeyen aileler içinse, karne; tehdit, güdüleme, ceza veya ödül olarak kullanılır. Karneyi tehdit veya ceza aracı olarak gören çocuklar tedirgin olur ve korkular geliştirebilirler. Dolayısıyla karne alımı öncesinde notlarından emin olmayan öğrenciler korkulu bir bekleyiş içindedirler, aileler ise meraklı… Aslında her iki taraf içinde son derece hassas olan bu durumun negatif ya da pozitif yönlerdeki gelişimleri yine ailelerin tutumuna bağlıdır. Ailelerinin beklentilerinin yüksek olması ve çocuklarını yeterince tanımamaları, çocukların çesitli hatalar yapmalarına neden olabilir. Oysa her çocugun yüzü, fiziksel yapısı gibi, kişilik özellikleri de birbirinden farklıdır. Kendilerini ifade etmeleri, sorumluluk alıp almamaları, akademik başarıları çocuklarımızın bireysel özellikleridir. Eğer bir çocuk çalışma alışkanlığı kazanmış ve sorumluluklarının farkına varmışsa, onun başarılı olmaması için bir neden yoktur. Ancak bunların kazandırılması ve alışkanlık haline getirilmesi okulun olduğu kadar ailelerin tutumuyla da ilintilidir.
Yaşamında ilk kez karne alacak olan ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin sevinci ve heyecanı büyük sınıftakilere göre çok farklıdır. Notla değerlendirilmenin yeni yeni farkına varan küçükleri motive etmek, sevgiyle ödüllendirerek olmalıdır. Onlara karne hediyesi olarak büyük vaatlerde bulunmak, ilköğretim yaşamları boyunca beklentilerinin bu yönde gelişmesine neden olabileceğinden çok doğru bir davranış değildir. Bu nedenle karne hediyesi olarak alınacak hediyeler dikkatle seçilmelidir.
Büyük sınıflardaki öğrencilerin ise ilk karne heyecanına , korkuda karışmaktadır. Özellikle kendinden emin olmayan öğrencilerde bu bekleyiş ve endişe had safhadadır. Ailelerin tepkilerinden korkan çocuklar bu panikle istenmeyen ve hatta üzücü durumlarla sonuçlanan davranışlarda bulunabilirler. Anne ya da babasından, zayıf not getirdiği için ceza alan bir öğrenci karnedeki zayıf notlarından elbette ki son derece endişe duyar. Bu da, zamanla, böyle öğrencilerde bir takım uyum ve davranış bozukluklarına neden olabilir. Bunlar saç koparma, tırnak yeme, çesitli tikler şeklinde kendini gösterebildiği gibi; öğrenciyi yalana da itebilir. Bunları yaparken de sonuçlarını düşünemez; çünkü o sadece kendisini ailesinin 'aşırı tepkisi' gibi bir felaketten koruma çabasındadır.
Henüz geç kalmış degilsiniz!
İlk karne zayıf geldiğinde bu her şeyin bittiği anlamına gelmez. Çünkü aile, okul ve öğrenci, işbirliği içinde zayıf derslerin ikinci dönemde düzelmesi için çalışabilirler. Öğrencilerin karne heyecanına aileleriyle iliskilerinin bozulması gibi bir riskin karışmamasi, çocukların ruh sağlıklarının bozulmaması için yapılması veya yapılmamasi gerekenler söyle sıralanabilir:
- Onu asla başkalarıyla kıyaslamayın. Kıyas eğitim sürecindeki en büyük hatadır.
- Beklentileriniz çok yüksek olmasın. Öncelikle çocuğunuzu tanıyın. Kişilik özelliklerini ve zihinsel kapasitesini bilirseniz, başarı ya da başarısızlık durumlarında yaklaşımınız daha farklı olabilir.
- Anlayışlı ve hoşgörülü olun.
- Zayıf not aldığında veya bir dersi başaramadığında nedenlerini araştırın ve çocuğunuza bu konuda destek olun.
- Sorumluluk sonradan kazanılmaz. Çocuğa çok küçük yaşlardan itibaren sorumluluk verilmelidir. Eğer okul çağındaki çocuğunuzda sorumluluk henüz gelişmemisse suçu biraz da kendinizde aramalısınız.
- Ona düzenli ve verimli ders çalışma alışkanlığı kazandırın. Asla yanında oturup birlikte çalışmayın, size ihtiyacı olduğunda onu yönlendirin.
- Onu her konuda araştırma yapmaya yönlendirin. Onun yapması gerekenleri asla siz yaparak onu hazıra alıştırmayın.
- Çok başarılı bir öğrencinin yaş dönemlerinde veya çesitli problemlerinden kaynaklanan başarısızlıklarını bir mesaj olarak görüp sorunun kaynağına inin ve çözmeye çalışın. Örneğin ergenlik sorunları.
- Onu daima yüreklendirin. "Yapabilirsin, basarabilirsin", "Biraz daha çaba gösterirsen olumlu sonuca ulaşabileceksin", "Zayıf notunu daha düzenli çalişarak düzeltebileceğine inanıyorum" gibi cümlelerle onu motive edin.
- Onun sizin sevginize ve ilginize her zaman ihtiyaci var.Basarısız da olsa o sizin çocuğunuz. Daima çocuğunuzla yan yana olun asla karşı karşıya gelmeyin.
- Hergün düzenli bir şekilde pekiştirme çalişmaları yapmasını sağlayın.
Çocuğum Neden Basarısız Oldu ?
Başarıyı etkileyen faktörler aynı zamanda başarısızlığın da nedenidir. Çocugun kapasitesi, yetenekleri, çalişma isteği, ailenin eğitime verdiği önem ve yaşama şekli, anne - baba geçimsizliği, çocuğun oyuna ve TV' ye düşkünlüğünün kontrol edilememesi basarısızlığa neden olabilir. Bunların dışında okula bağlı faktörleri unutmamak gerekir. Okuldaki arkadaslık ilişkiler, öğretmenlerle yeterli diyaloğun kurulamaması, sık ögretmen değiştirme veya okul değiştirme de başarıyı olumsuz yönde etkiler.
Unutmamak gerekir ki; başarısızlık herkesten önce çocuk için önemlidir. Utandırma, suçlama ve sonuçları görmezden gelme çocuğa yardımcı olmaz. Karneyle birlikte, çocuk ve ailenin durum değerlendirmesi yapması, daha sonraki yıllardaki durumunun belirlenmesine ışık tutar, başarısızlığın gerçek nedenini ortaya çıkarır. Karneyle birlikte şartların gözden geçirilmesi, sonraki dönem ve yıl için hedeflerin belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Bu değerlendirmeyi bir aile toplantısı şeklinde planlayabilir ve tartışabilirsiniz. Ailesinin sevgisinin, karne notlarına endeksli olmadığını bilen ve anne babası tarafindan benimsenen öğrenciler, bu üzüntüyü kısa sürede atlatıp, işbirliğine hazır hale gelirler. Bu sırada, anne-baba çocuğun dışındaki etkenleri ele alırken, çocuğun dikkatini de sorumluluklarına çekmelidirler. Bu sorumluluğu çocuk üstlenmezse kalıcı bir çözüme asla ulaşılamaz. Başarısızlık, kalıtsal yada kronik bir hastalık değildir, doğru yaklaşım ve çabayla, önemli oranda ortadan kaldırılabilecek bir sorundur.
Tatiller; özellikle de ebeveynlerin ikisininde çaliştiği durumlarda, eğer izinlerini de ayarlayabilirlerse, aile içi ilişkilerin canlandığı, aile üyelerinin hep birlikte bir şeyler yapabildikleri, etkileşimin arttığı dönemlerdir. Çocuklarina model olabilmek, çocuklarini daha yakindan taniyabilmek ve gelisimlerini gözlemlemek isteyen aileler için bu tatil olagan üstü bir firsat olacaktir.
Tüm çocuklara ve ailelerine iyi tatiller diliyoruz…….
Mat-Fkb Özel Gelisim Okulları Rehberlik Servisi
Psikolog Emine COŞKUN
Yaziyi MS Word dosyası olarak download etmek için tıklayınız.
tatilyazisi.doc
|